Bahane: Neden ve nasıl? | Why and how?

ARTER’den gelen, eşzamanlı sergilere eşlik edecek bir okuma ve etkinlik alanı oluşturma daveti üzerine, bu üç kişisel sergiyle kavramsal ilişkiler kurmaya dayalı bir yaklaşım geliştirdik. Bu sergilerin uğraştığı konular, ortaya attığı sorular ve kullandığı yöntemlerden hareket ederken, mevcut bağlamı yeni sorulara açılmanın ve beraberce tartışmanın vesilesi olarak gördük ve buraya “Bahane” adını verdik.

İşe bu üç sergi üzerine düşünerek başladık: “Taşlar Konuşuyor” (Aslı Çavuşoğlu), “Düşüşe Dair Bir Başka Hikâye Daha” (Fatma Bucak), “Cage / Ryoanji Yorumu” (Sarkis). Bahane’de işleyeceğimiz kavram ve yöntemleri, bu sergilerin kesiştiği alanlarda aradık. Vardığımız “miras” kavramı, tarih yazmanın içerdiği seçicilik ve yaratıcılığa, kişisel ve toplumsal geçmişleri ne şekillerde devraldığımız ve geleceğe aktarmayı seçtiğimize, hafızayla nasıl hesaplaştığımıza dair soruları beraberinde getirdi. Sahiplenme, temellük etme, türetme, uyarlama, yorumlama, ihya etme, anlatı kurma ve hikâye anlatma gibi mirasla muhtelif ilişkilenme biçimleri, başlattığımız sürecin yöntem ve araçlarına dönüştü.

Sanatçıların sergilerde devreye soktukları yöntemlerden, “oyun” başlığı altında ifade edebileceğimiz sorular ve gerilimler devşirdik. Oyuncu ve katılımcı yaklaşımların, tesadüflere açık yöntemlerin, önceden belirlenmiş olanla doğaçlama/kendiliğinden olan arasındaki ilişkinin barındırdığı imkânları ve sorunları tartışmaya yönelik süreçler başlattık.

“Miras” ve “oyun” kavramları etrafındaki hatlar belirginleştikten sonra, bu meseleler üzerine bizimle beraber düşünmek isteyebilecek kişilerle görüşmeye başladık. Onlara Bahane’ye dair önsezilerimizi, sergilerden gelen içerik ve yöntemlere nasıl yaklaştığımızı anlatıp, tepkilerine kulak verdik. Bahane’nin programı bu beraber düşünme hali içinde şekillendi. Davet ettiğimiz kişilerin birlikte çalışmak isteyebilecekleri insanları da dahil edebilecekleri, birkaç buluşmadan oluşabilecek, programdaki etkinliklere gelenlerin yönlendirmesine açık buluşma ve çalışma formatları geliştirmeye gayret ettik. Programı oluştururken, daha sonra devam edebilecek diyaloglar başlatmayı veya başka yerlerde başlamış süreçlerin burada dönüşerek devam etmesini önemsedik.

Önerdiğimiz kavram ve yöntemlerin davet ettiğimiz kişilerde yaptığı çağrışımlarla yeni sorular ve güzergahlar belirdi. Nota, grafik notasyon, alfabe ve yazı sistemleri, devralınan ve devredilen kültürü kodlayan, anlamı sistematize eden araçlar olarak devreye girdi. Mekânda gerçekleşebilecek üretken süreçleri hayal ederken şu sorular da diğerlerine eklendi: Şekillenen mekânda eşitler arasında (peers) gerçekleşen ortak üretimler mümkün mü? Devraldığımız kültürel mirası işlerken ve dönüştürürken ne kadar özgürüz? Bahane’de üretilen değer kime ait? Müelliflik etrafındaki bu sorular bizi Bahane’de yer alan sohbet, tartışma ve atölye çalışmalarında yapılan ses kayıtlarını copyleft özelliği olan bir lisans ile arşivleyerek kamuya açmaya sevk etti.

Bahane, barındırdıkları ihtimalleri yaşayarak göreceğimiz bu süreçlerle şekillendi ve şekilleniyor. Bahane’ye burada yapacakları çalışmaların kısıtlı süresinden çok daha geniş vakit ayıran, bizimle beraber düşünme cömertliğini gösteren herkese minnettarız.

İlkay Baliç, İz Öztat

////////////////////////

Upon ARTER’s invitation to develop a space for reading and events accompanying the three concurrent exhibitions, we responded with a context-specific approach in which we established conceptual relationships with the three solo exhibitions. Departing from the topics, questions and methods explored in these exhibitions, we chose to perceive this given context as an occasion or pretext for asking further questions and initiating discussions; and named this place “Bahane” (lit. occasion or pretext in Turkish).

We began work by reflecting on where and how the concepts and methods of these exhibitions could coincide: “The Stones Talk” (Aslı Çavuşoğlu), “Yet Another Story About The Fall” (Fatma Bucak), and “Interpretation of Cage / Ryoanji” (Sarkis). We arrived at the idea of “heritage” that enabled us to raise questions about the selectivity and creativity inherent in the writing of history, how we choose to inherit personal and social histories and pass them on to the future, and the ways in which we deal with memory. Various forms of relating to heritage such as claiming, appropriation, derivation, adaptation, interpretation, revitalization, storytelling and the invention of narratives became the methods and tools of the process we initiated.

Departing from the methods employed by the artists in their exhibitions, we gathered a series of questions and tensions which we articulated around the notion of “play”. We triggered processes aiming to discuss the potentialities and problems inherent in playful and participatory approaches, methods involving chance, and the relationship between the predetermined and the improvised.

Once the threads around “heritage” and “play” became more tangible, we began to meet with people who we hoped might want to reflect on these issues with us. We shared with them our first insights on Bahane, the approach we articulated for relating to the content and methods of the three exhibitions, welcomed their feedback and encouraged them to invite other collaborators. Bahane’s programme was conceived through this dialogic thinking process. We strived to develop formats which could unfold in more than one meeting and with the potential input of the eventual participants. Our main concern here was to initiate dialogues that could continue afterwards and for Bahane to become an occasion for existing affinities and dialogues to evolve and continue.
New questions and paths emerged from the responses of our initial collaborators to the concepts and methods we proposed.

Notation, graphic notation, alphabets and writing systems joined the fold as tools that code the culture that is inherited and passed on, and systematise meaning. As we tried to imagine productive processes that could take place in the space, further questions emerged: Is there room for peer production attempts in this space? How free are we in processing and transforming cultural heritage? To whom does the value produced in Bahane belong? These questions around the concept of authorship impelled us to make the sound recordings of the talks, discussions and workshops public and archive them using a copyleft licence.

Bahane has been and is still being shaped by these processes, which will reveal their potentials in the actual experience. We are grateful to everyone who devoted much more time than the durations of the planned events and were so generous about imagining together.

İlkay Baliç, İz Öztat

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s